Kadıköy Kooperatifi'nin çalışmasını belirleyen ilkeler, çalışmanın en başında yapılan çalıştay sonrası oluşturulmuş, çalışmanın sonraki evresinde revize edilerek "Kooperatif Broşürü'nde" ifade edilmiştir. Kooperatif'in ilkeleri yapılan çalıştaylarda yeniden ele alınarak derinleştirilmekte ve geliştirilmektedir.
• Küçük Üreticiyle Aracısız Çalışmak:
Bütün tüketim ürünlerini, küçük ölçekli üretim yapan, kolektif örgütlenmiş (kooperatifler, vb.) veya örgütlenme girişimi içerisinde olan üreticilerden, aracısız olarak almayı hedefler.
• Üretim ve Tüketim Üzerinde Karşılıklı İnisiyatif:
Üretim ve tüketim süreçlerini birbirine bağlayabilmek için üreticilerin ve ürünleri kullananların karşılıklı diyalog içinde olmasını sağlayacak mekanizmalar geliştirmeye çalışır. Böylece üreticinin neyi, nasıl, ne kadar üreteceğine bu ürünleri kullananlarla beraber karar verilmesinde rol almayı amaçlar.
• Kolektif Çalışma ve Paylaşım:
Kooperatif, bir araya gelmiş tüketicilerden ziyade, birlikte karar alan, çalışan ve paylaşım ilişkilerini geliştirmeyi hedefleyen bir örgütlenmedir. Tüm karar alma süreçlerinin denetlenebilir, şeffaf ve katılımcı bir çerçevede işlemesi hedeflenir. Kolektif çalışmanın gelişmesi ve ortakların ve gönüllülerin çalışmalara eşit bir şekilde katılabilmesi için eğitimler düzenler; kendisini yenileyebilecek öğrenme ve aktarım mekanizmaları geliştirir.
• Ekolojik-Toplumsal İlişkiler:
Üretim ve tüketim ilişkilerinde toplumsal faydayı esas alan, doğa ile dost/ekolojik bir çerçeveyi destekler. Bu açıdan, ürün seçiminde ve ürünlerin kullanıcılara ulaştırılma biçimlerinde ekolojik koşulları sağlayan ve kolektif faydayı esas alan ürünler tercih edilir. Emeğin ve doğanın savunulması ve korunmasını destekler. Yerel üretimi, yerinde tüketimi destekler. Sağlıklı ve nitelikli ürünlere herkesin erişebilmesini savunur.
• Toplumsal Dayanışma:
Kadıköy Kooperatifi, uluslararası kooperatifçilik ilkelerini takip ederek, başta çeşitli kooperatifler, dayanışma ekonomisi temelli topluluklar ve kooperasyon ilişkilerini geliştiren topluluklarla beraber çalışmayı; kooperatifçiliği toplumsal temelde yaygınlaştırmayı amaçlar. Bunun yanında, imkanları dahilinde afetzedelerle toplumsal dayanışmayı geliştirmeyi, hak arayışı mücadelelerine maddi veya manevi destek sağlamayı amaçlar. Kooperatif kâr amacı gütmez, ortaklarına kâr payı dağıtmaz. Kendini sürdürebilecek, toplumsal faydayı esas alan pratikler icra eder. Kooperatifin büyümesi ve gelişmesi, dayanışma pratiğinin geliştirilmesi için öncelik teşkil eder.
a) Küçük Üretici ile Aracısız Çalışmak
Başta gıda olmak üzere üretim-dağıtım-tüketim süreçlerinde şirketlerin egemen olduğu kâr amaçlı politikalar, üreticinin ürününün tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte ciddi bir rant ilişkisi üretmektedir. Bu durum, örneğin gıda alanında, küçük üreticinin ürününü ucuza satmasına, tüketicinin ise ürünü pahalıya almasına sebep olmakta ve başta ürünü küçük üreticiden alan "tüccar" olmak üzere, dağıtım sürecinin temel üstleneni olan şirketleri piyasadaki tek ve temel hakim konumuna getirmektedir. Bu nedenle üretim ve tüketim de düzensiz ve şirketlerin manipülasyon ve çıkarlarına göre şekillenmektedir.
Çiftçiler ile tüketiciler arasında doğrudan, aracıları ortadan kaldıran bir ilişki geliştirmek, aracıları ortadan kaldırması açısından çiftçilerin emeklerinin hakkını alması (aradaki rant ilişkisinin ortadan kalkması) ve aynı zamanda tüketicilerin de daha ucuza daha nitelikli ürünleri tüketmesine imkân verecektir. Bu açıdan Kadıköy Kooperatifi'nin temel prensiplerinden bir tanesi, üretici ile tüketici arasındaki aracıyı ortadan kaldırmaktır.
Küçük üretici nedir? Neden küçük üreticiyi destekliyoruz?
Küçük üretici tanımı bölgeden bölgeye ve üründen ürüne değişiklik göstermektedir. Çiftçilerin kendi arasında yaygın olan küçük üretici ifadesi, üretimi vasıtasıyla kendi ailesini onurlu bir şekilde geçindirebilen; üretim sürecinde aile olarak çalışan; yalnızca gerektiği sürece işçi çalıştıran, ancak üretimde esas olarak kendisi çalışan; üretimini kâr amacı güden şirketler gibi örgütlemeyen; kendisi bir şirkete dönüşmemiş üreticidir. Bu açıdan, küçük üretici ifadesi bir ölçek sorunu olmakla beraber esasında bir model sorunu olarak ifade edilebilir. Türkiye ve dünyada, tarımsal üretimin büyük çoğunluğu halen küçük üreticiler tarafından yapılmaktadır.
Türkiye'de geleneksel küçük üretici modeli, köylü tarımı modeline dayanmaktadır. Yerel tohum ve yerel bilgiyi kullanarak, kendi ailesi için üretim yapan, kendi köyünde yaşayan ve dolayısıyla kendi yaşadığı ve üretim yaptığı çevreyi koruyan ve geliştiren bu model, "küçük aile çiftçiliği" olarak da ifade edilmektedir.
Ancak, Türkiye'nin tarım, hayvancılık, gıda ve çevre politikaları küçük üreticiyi tarımdan tasfiye ediyor, tarımda şirketleşmeyi genelleştiriyor. Şirket tarımı ise daha kârlı olduğu gerekçesiyle insan hayatını tehlikeye atan bir şekilde endüstriyel tarımı tercih ediyor, destekliyor, geliştiriyor ve yaygınlaştırıyor.
Bu açıdan, kentli tüketicilerin küçük çiftçiliği desteklemesi bir strateji olarak düşünülebilir. Ne endüstriyel şirket tarımını ne tüccarlık sistemini, ne de büyük çiftçiliği destekliyoruz. Bunun yerine, doğal, bilge köylü tarımını; ekolojik tarımı destekliyoruz. Küçük çiftçilerin geleneksel bilgeliklerine dayanan köylü tarımını; ilaçsız, kimyasalsız, GDO'suz üretim yapılan ekolojik tarımı destekliyoruz. Tarımın temel girdisi olan tohumu yıllardır koruyan, tarımsal üretim tarzlarını yıllardır birbirine aktaran, insanların sağlıklı ve nitelikli beslenmesi için kendi yemeyeceği bir şey üretmeyen, toplumu zehirlemeyen, küçük üreticiyi destekliyoruz. Toplumda küçük üreticinin desteklenmesinin aynı zamanda küçük üreticiyi de geliştireceğini ve değiştireceğini düşünüyoruz. Küçük çiftçiliğe, köylü tarımına olan ilginin ve güvenin artması, aynı zamanda köylülerin de örgütlenmesi ve kendi üretim tarzlarını savunması/yaygınlaştırması için önemli bir zemindir.
Kadıköy Kooperatifi, küçük üretici ile aracısız çalışmayı bir ilke olarak belirlemekte, aynı zamanda üreticilerin de kooperatifler, dernekler, vakıflar, sendikalar içerisinde örgütlenmesini savunmaktadır. Bu açıdan, örgütlü veya örgütlenme süreci içerisindeki küçük üretici tercih edilmektedir.
Türkiye'de son dönemde küçük üretici görüntüsünde, butik üretim yapan bir çok girişimci/üretici ortaya çıkmış durumda. Bu üreticilerin doğal ve ekolojik üretim yapma çabası son derece önemlidir. Ancak bu üreticilerin girişimciler haline gelerek yer yer şirket gibi davranması, şirket görüntüsü içerisinde olmalarının orta vadede gıda egemenliğine zarar verebileceği söylenebilir. Butik, özgün, bireysel girişimcilik hikayelerine dayalı bir üretim tarzı, mevcut pazar ihtiyacına kısmi cevap olabilmekle birlikte gıda sisteminin endüstriyelleşmesine ve şirketleşmesine engel olamamakta, giderek piyasa içerisine eklemlenen, piyasada bir tür "çeşitlilik" sağlayan yapılara dönüşmektedir. Bu açıdan küçük üreticinin hangi kriterlere göre seçileceği çok önem kazanmaktadır.
Kadıköy Kooperatifi bu noktada 4 temel yönelim geliştirmiştir:
• Küçük üreticileri bir araya getiren, kooperatif, vakıf veya dernek gibi yerel üretici örgütleri ile çalışmak.
Bunun için, şu ana kadar izlediğimiz temel yöntem, mevcutta kooperatif çalışmaları yapan ve bizim de ilham alarak takip ettiğimiz Boğaziçi Üniversitesi Mensupları Tüketim Kooperatifi'nin (BÜKOOP) üretici havuzundan faydalanmak oldu. BÜKOOP'un kriterleri ile neredeyse aynı kriterlere sahip olmamız, BÜKOOP'un halihazırda çalıştıkları üreticilerle beraber çalışmamızı kolaylaştırdı.
• Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (ÇİFTÇİ-SEN) referansına sahip üreticiler ile çalışmak.
Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, 2004 yılından itibaren, ürün bazında örgütlenen 7 çiftçi (üretici) sendikasının yan yana gelmesiyle oluşturdukları çiftçi sendikalarının konfederasyonudur. Üzüm, tütün, çay, fındık, hububat, ayçiçeği, zeytin üreten çiftçilerin ürün bazlı olarak kurdukları bu sendikalar, "gıda egemenliği" perspektifinde köylü tarımını savunuyor, bir yandan endüstriyel şirket tarımına karşı çiftçilerin haklarını korurken bir yandan da topluma karşı çiftçi kesiminin duyduğu sorumluluğu ifade etmeye çalışıyor. Çiftçi-SEN aynı zamanda dünya çiftçi ve köylülerinin küresel örgütü olan La Via Campesina (Çiftçi Yolu) hareketinin üyesidir. La Via Campesina, dünya çapında 200 milyondan fazla köylü, çiftçi, göçer, topraksız, kır işçisi, göçmen, ve yerli halk örgütlerini içine alan, yerel, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde taban mücadelesi ve politikalar yürüten dünyanın en büyük toplumsal hareketidir. Gıda egemenliği kavramını ortaya atan ve bu gün küresel çapta bir gıda egemenliği hareketinin temel mimarı da Via Campesina'dır. Ekolojik tarımı ve köylü tarımını savunan ÇİFTÇİ-SEN'in üreticileri denetleme ve referans olma konusundaki yardımı, bir üretici ile çalışmamız açısından önemli bir yönelimimizi ifade ediyor.
• Üretici talepleri üzerinden ilişki kurmak.
İlk iki üretici tipi dışında, bizimle iletişime geçen veya bizim bir şekilde tanıştığımız üreticilere, "ürün/üretici bilgi formu" iletiyoruz. Bu formda, üretimde kullanılan girdiden üretim süreçlerine, ürünlerin hasat zamanından saklama koşullarına kadar bir dizi bilgi yer alıyor. Çiftçilerin nasıl üretim yaptığını tüketicilerin ve çiftçilerin beraber, karşılıklı güven ve deneyim ilişkisi içerisinde geliştirmesi katılımcı bir inisiyatifi ifade eder. Bu açıdan bu üreticilerin bilgisini ÇİFTÇİ-SEN'e ve beraber çalıştığımız üreticilere iletiyoruz ve çiftçilerden destek alıyoruz. Aynı zamanda çiftçilerin tanışmasını, beraber çalışma koşullarını araştırmasını ve örgütlenmesini teşvik ediyoruz.
• Yeni bir model geliştirmek.
Alternatif bir gıda üretim ve dağıtım ağının parçası olabilecek kooperatifler, meslek odaları, sendikalar, ziraat odaları, gıda toplulukları vb. örgütlenmeler ile birlikte, birbirine temas eden bir sisteme dayalı model geliştirmek yönünde çalışmalarımız sürüyor.
Bu açıdan, halihazırda gıda egemenliği, ekolojik tarım, doğal üretim gibi ilke ve kriterlerle çalışan kurumların desteği, ürünleri seçme ve üretim sürecine dair bilgi/gözlem konusunda bizim için referans oluşturmaktadır. Zaman ve imkân bulduğumuz sürece üreticileri ziyaret etme, üretim süreçlerini izleme ve destekleme pratiklerimiz de gelişmektedir.
Üretici seçiminde kolektif olarak karar vermenin bir başka özelliği de, üreticilerin üretim davranışlarını dönüştürme gücüne sahip olmaktır. Konvansiyonel-endüstriyel tarım yapan küçük çiftçileri, ürünlerinin alım garantisi ve hakkını verme garantisi ile ekolojik tarıma teşvik etmek, doğal ve sağlıklı üretim yapmalarını sağlamak, tüketim kooperatiflerinin önemli özelliklerinden bir tanesidir. Kadıköy Kooperatifi de bu ilişkiyi gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.
Üreticiler yalnızca sendika altında örgütlenmiyor; vakıf, kooperatif veya dernek biçiminde, üreticilerin kendi haberleşme ağları ve pratikleri içerisinde yıllardır faaliyet gösteren üretici örgütleri bulunuyor. Bu örgütlerin temel misyonu, var oldukları köy, kasaba veya ilçelerde üreticilerin beraber üretmesini veya beraber satış yapmasını sağlamak. Aynı zamanda bu beraber satış yapmak, birbirini denetlemek anlamına da geliyor. Çiftçilerin aktardığına göre köylüler köyde kimin nasıl üretim yaptığını bilir, görür; birbirini en iyi onlar denetlerler. Bununla birlikte üreticiler birbirlerinden etkilenen, birbirinin yaptığı üretim tarzından feyz alabilirler. Bir bölgede ekolojik üretim yapan bir çiftçinin daha fazla kazandığını, daha sağlıklı üretim yaptığını, vs. görünce, diğer çiftçi de ondan etkilenebiliyor.
Kırda yaşamı mümkün kılan temel faktörlerden biri tarımsal üretimdir. Bu anlamda küçük çiftçiliği, köylü tarımını desteklemek, aynı zamanda yaşam alanlarını koruma mücadelesi içerisinde bulunan köylüleri ve çiftçileri desteklemek anlamına gelmektedir. Bu koşullar altında, çiftçilerin ekolojik tarım yapmaya devam etmesi ve ürünlerini aracısız bir şekilde satabilmeleri için örgütlü bir tüketici ağının varlığı ve teşviki önemlidir. Bu, gıdanın sağlıklı üretilmesi ve ulaşılabilirliğinin güvence altına alınması anlamına gelir.
Tohum ve Bilge Köylü Tarımı
Tohum, bütün üretim sürecini belirler. Tohumdan başlayarak sofraya giden süreç bir döngüdür. Tohumun nasıl olduğu, nasıl elde edildiği, gıda üretiminin temelini oluşturur. Kadıköy Kooperatifi'nin bu anlamda temel amacı üretim sürecinde, yerli, genetiği ile oynanmamış, yüzyılların birikimini taşıyan tohumların kullanılmasıdır.
Bizim için genel anlamda "doğal tarım" anlayışı, yerel tohum kullanan, hayvancılığın tarımın doğal bir parçası olduğu, kimyasal girdisi bulunmayan ve kuşaktan kuşağa bir bilgi olarak aktarılan "köylü tarımı" veya "bilge köylü tarımı" olarak ifade edilmektedir. Bilge köylü tarımı, GDO'lu tarımların ve kimyasal girdilerin "kullanma kılavuzlarına" dayanarak yapılmaz. Köylülerin yüzyıllara dayanan bilgeliklerine, doğa ile bütünleşmiş ekolojik ilişkilerine dayanarak, toplum için gıda üretmek amacıyla yapılır. Bu açıdan bilge köylü tarımı, ekolojik tarımın temelidir; küçük çiftçiliğin de temel pratiğidir. Bu tarım biçimine aynı zamanda "ekolojik tarım" veya "agroekoloji" de denilmektedir.
"Organik tarım" ifadesi tarımın endüstriyelleşmesi ile beraber ortaya çıkan, bu endüstriyelleşmeye karşı direnmek amacıyla oluşturulmuş bir girişimdir. Ancak bugün itibariyle organik tarım esas olarak maddi bir imkan, ticari bir faaliyet olan "organik sertifika" sahibi tarımı ifade eder. Organik sertifikası, sertifika şirketleri tarafından verilmekte, tarımda şirketleşmenin de bir aracı haline gelmektedir. Ülkemizde bu sertifikayı ekolojik tarım yapan her çiftçinin alma şansı yoktur.
Bu açıdan, Kadıköy Kooperatifi olarak temel yaklaşımımız, "ekolojik tarım" yapan, sertifikasyona ihtiyaç duymayan çiftçinin ürünlerini tercih etmektir. Başka bir ifadeyle, ekolojik tarım için sertifika kriteri aramıyoruz. Bunun yanında zaman zaman organik sertifikasına sahip üreticilerle de çalışılabilir.
b) Üretim ve Tüketim Üzerinde Karşılıklı İnisiyatif
Gıdanın ve bütün ürünlerin endüstriyel ve kitlesel üretim koşulları altında hem fazla hem de niteliksiz üretildiği, pazar koşullarına mahkûm kaldığı durumda üretici ve tüketicilerin karşılıklı olarak kaybettiği söylenebilir. Hangi ürünün nasıl ve ne kadar üretileceği; hangi koşullar altında satılacağı; hangi mekânsal pratiklerde bu satışın gerçekleşeceği önemlidir. Üretim ve tüketim üzerinde karşılıklı inisiyatif geliştirilmesi, bu sorulara üretici ve tüketicilerin birlikte karar vermesi, planlamayı beraber yapmaları; kendi pazarlama ve satış ağlarını oluşturmaları, pazarın hakimiyetine teslim olmamaları anlamına gelmektedir. Bu, aynı zamanda gıdanın tohumdan başlayarak üretim, dağıtım ve tüketim inisiyatifini aktörlerin ele almasını sağlamak, gıda egemenliğinin tesis edilmesidir.
Ürünlerin fiyatları üreticilerin verdiği bilgiler ve üreticilerin talepleri üzerinden belirlenir. Kadıköy Kooperatifi üreticilerin ürünlerini "ucuza" almayı hedeflemez; üreticilerin adil ve onurlu bir ücret alabildiği, emeğin değerini alabildiği koşulların yaratılması için çalışır. Bunun için daha fazla üreticinin ve tüketicinin bu hareket içerisinde yer almasını savunur ve bunun için çabalar.
Kadıköy Kooperatifi, ürünlerin fiyatı konusunda farklı bir değer biçiminin inşa edilmesi için çabalar. Bu açıdan, esas olarak ürünlerin bütün üretim süreçleri ile beraber değerlendirilmesini hedefleyen bir yaklaşım içermektedir. Bazı ürünler, üreticilerin toplumsal örgütlülük düzeylerine de bağlı olarak piyasa koşullarının ortalaması altında veya aynı olmakta, bazı ürünler ise piyasa ortalamasının üstünde olabilmektedir.
Sağlıklı, nitelikli, adil ürünlerin daha ucuza satılabilmesi; farklı alım gücüne sahip kesimlerin bu ürünlere ulaşabilmesi için bu tarz üretim yapan üreticilerin yaygınlaşması, bu ürünlerinin değerini bilen ve bu değeri toplumsallaştırabilecek tüketim örgütlerinin yaygınlaşması gerekmektedir. Kadıköy Kooperatifi'nin temel amaçlarından bir tanesi de budur. Böylece, üretici ve tüketiciler beraber, kendilerine ait bir gıda sistemi üzerinde inisiyatif geliştirebilirler.
c) Kolektif Çalışma ve Paylaşım
Kadıköy Kooperatifi bütün çalışmalarında kolektif karar almayı mümkün kılan katılımcı mekanizmalar geliştirmeyi; her ortağın ve gönüllünün katılımını ve erişimini mümkün kılacak araçlar geliştirmeyi ve her ortağın ve gönüllünün katılımını garanti altına almayı hedefler. Aynı zamanda, kolektif sorumluluk ve güven pratiği geliştirmek, üstlenilen görevlerin kolektif denetimini ve değerlendirmesini yapmak; hangi görevlerin üstlenileceğine kolektif olarak karar vermek de kooperatifin çalışma tarzını ifade eder. Bu açıdan kooperatif, her ortağın ve gönüllünün kişisel katılımını güçlendirmeyi, kolektif çalışma deneyimini ve becerilerini geliştirmeyi; kişisel çıkarların önünde kolektif çıkar gözetme bilinci ve kapasitesini güçlendirmeyi hedefler.
Kooperatif, bütün karar alma düzeylerinde açık ve şeffaf biçimler izler. Kamuoyuna karşı sorumlulukla, kamuoyunu gözeten ve sürekli ilişki pratiği geliştiren yöntemler geliştirir. Aldığı kararları kamuoyuyla paylaşır; yapılan etkinliklerin raporunu paylaşır; ve bütün örgütlenme birimlerinde bunu teşvik eder.
Kooperatif, karar alma mekanizmalarında konsensus ile karar almayı teşvik eder. Tartışmalı konular için konuların derinlemesine tartışılacağı çalıştaylar düzenlemeyi kolektif öğrenme sürecinin bir parçası olarak tanımlar.
Kooperatif yeni ortakların ve gönüllülerin katılımına açıktır, örgütlenmeyi önemli bir hedef olarak önüne koymaktadır. Bu bağlamda, kooperatife yeni katılan kişilerin çalışmalara uyumunu sağlamak ve pekiştirmek amacıyla eğitim çalışmaları düzenler; kendi deneyim ve pratiklerinin değerlendirmesini yaparak bu değerlendirmeleri aktaracak araçlar geliştirir.
d) Ekolojik Toplumsal İlişkiler
Üretim faaliyeti içerisinde, kâr ilişkileri karşısında üreticilerin ve tüketicilerin toplumsal haklarını ön plana alan, insanın beraber yaşadığı ve ürettiği doğal ve sosyal bir varlık olan yaşam alanları ile ekolojik ilişkiler geliştirmek Kadıköy Kooperatifi'nin temel ilkelerinden biridir. Bu açıdan kooperatif, insan sağlığına ve doğanın korunmasına dayalı üretim ve tüketim faaliyetlerini destekler, yaygınlaşmasını teşvik eder.
Üretim aşamasında çocuk emeğinin sömürülmesi, kadın emeğinin görünmez kılınması ve yoğun sömürüye maruz kalması ciddi bir gerçekliktir. Küçük aile çiftçiliğine dayanan gıda üretiminde, kadınların ve çocukların paylaşım ve karar alma süreçlerine katılımlarının dışlandığı bir yapı gözlemlenmektedir. Aynı zamanda küçük çiftçiler belirli durumlarda iş gücüne ihtiyaç duymakta, özellikle göçmen işçiler bu süreçlerde çalıştırılmaktadır.
Kadıköy Kooperatifi, emeğin ve doğanın sömürüsüne dayanmayan üreticileri desteklemeyi ön plana alır. Bu tarz toplumsal ilişkilerin gerçekleştiği koşulların değişmesini teşvik eder. Ancak bunun ülkenin toplumsal dinamiklerini dönüştüren büyük ve uzun erimli bir süreç olduğunu akılda tutarak hareket eder; sekter tutumlar ve ötekileştirici pozisyonlardan uzak durarak bu aktörlerin güçlenebilecekleri ilişkiler ve inisiyatifler geliştirmeyi ön plana alır.
Kadıköy Kooperatifi, yerinde üretim ve tüketim modellerini desteklemekte, yerel çözümleri savunmaktadır. Bunun için, bulunduğu ilçedeki farklı kurum ve kuruluşlarla işbirliği geliştirir.
e) Toplumsal Dayanışma
Kooperatif, kendisini toplumsal yapının bir parçası olarak görür ve toplum içinde farklı kesimlerin, kurumların, ağların, inisiyatiflerin güçlenmesi ve dayanışmasını hedefler. Bu açıdan, farklı kurum ve inisiyatiflerle, kooperatif amaçlarının ve çalışma alanlarının kesiştiği ölçüde pratik dayanışma ilişkileri geliştirir. Dayanışma bir çok biçim alabilir; dayanışmanın alacağı biçimler toplumun yaratıcılık kapasitesine bağlıdır ve her daim gelişmeye açıktır.
Kadıköy Kooperatifi bu açıdan öncelikle farklı şekillerde güçsüzleşen veya güçsüzleştirilen kesimlerle maddi ve manevi dayanışma geliştirmeyi hedeflemektedir: üretimden tasfiye edilen üreticiler, afetzedeler, yaşam koşulları çeşitli biçimlerde ortadan kaldırılanlar, zorla göçe mahkum kalanlar, işten atılanlar, işsizler, güvencesizler, sağlık hakkı elinden alınanlar...