Kent Bahçeciliği

En kısa tanımıyla, bir ailenin kendi bahçesinde veya balkonunda tamamen doğal yöntemlerle, genetiği bozulmamış tohumlarla ve hormonsuz olarak tarım yapmasıdır. En az 20-25 m²'lik bir alanda, evinde veya bahçe olarak ayrılan alanda en az bir ailenin sebze meyve ihtiyacının önemli bölümünü karşılamak amacıyla kentte oluşturulan ekolojik üretim alanıdır. Kent bahçesi büyük bir balkon veya terasta saksılarda, ev ya da apartman bahçesinde veya kentin boş alanlarında oluşturulabilir. Batıda özellikle son yıllarda yaygınlaşan, mahalle/topluluk bahçesi olarak bilinen bahçe türü ülkemizde asırlardır devam eden bostanlara benzer.

Kent bahçeciliğinin tarihi 1600'lü yıllarda İngiltere'de toprak "çitleme" yoluyla soylulara tahsis edilmeye başlanmıştı. Bunun sonucu olarak da köylülerin toprak üzerinde hiçbir hakkı kalmamıştı. Toprakların işlenebilmesini mülk sahiplerinin arzusuna bırakan bu gelişme, bir "çıkış" yolu getirdi beraberinde; köylüler boş arazileri tarlalara ve bahçelere dönüştürmeye başladılar. Kent bahçeciliğinin doğuşu olarak bu oluşumu kabul edilir. Bugün dünyada yaklaşık 800 milyon kişi bir kent bahçesine sahip ve kent bahçeciliği yapıyor. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere pek çok kuruluş, sivil toplum örgütleri ve doğal yaşamı savunan gruplar destek veriyor. Hatta özellikle tarımsal üretimin kısıtlı olduğu bazı ülkelerdeki hükümetler ve yerel yönetimler de kent bahçelerinin yaygınlaşması için çaba harcıyor.

Kent bahçesine sahip olmak daha sağlıklı ve doğal beslenmek, antioksidan miktarı yüksek taze meyve ve sebzeler tüketmek demek. Üstelik kent bahçeciliğinin aile ekonomisine de ciddi faydaları var. Sebze ve meyve fiyatlarının el yaktığı günümüzde kent bahçeciliği yaparak 10 kata kadar tasarruf sağlamak mümkün. Çünkü kent bahçeciliği sebze ve meyvelerin tarladan sofranıza ulaşıncaya kadar olan tüm taşıma, benzin ve depolama masraflarını, pazar ve market kâr paylarını ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda, evsel atıkların kompost yapılarak gübre olarak kullanılmasını mümkün kıldığı için, çöp miktarında düşüşler meydana getiriyor.

Kent bahçeciliği ekolojik dengenin bozulmamasına ve sürdürülebilirliğe de katkı anlamına geliyor. Kent bahçeleri, taşıma ve depolama gerektirmediği için fosil yakıtların kullanımını düşürüyor, sera gazı salınımını ve karbon ayak izini azaltıyor. Yeşil alanların artışı daha fazla yağmur yağmasını sağlayarak, bu şekilde kuraklığın önlenmesine katkıda bulunuyor. Kent bahçelerinin sayısının artmasıyla şehrin havası daha temiz oluyor.

Geri Dön